| |
“Kuruwaa dırukulop” deyimini Abhazca bilenler
bu gün de hatırlamaktadır. Çok yaşlı birinden, yada çok eski
bir eşyadan söz ederken “Kurlarla yaşıt” denir, kimdir bu
kadar eski olan “Kur” halkı ? Öğrendik ki Hititler kendilerine
Hitit demez, “Hatti Ülkesinin çocukları” anlamında “Lu-
meş Kur-uru” yani “Kurların oğulları” derlermiş.
Kültürler arası etkileşimin ne kadar doğal olduğu halkların
sözlü ürünlerinden hemen anlaşılmaktadır. Adige dilinde “
Hatı-yıkua –Hatti oğlu”diye başlayan,
Abhazca da “Hatnı sıqan-Hatti yurdundaydım” diye
biten tekerlemeler vardır.
Koban-Maykop kazıları ve zengin Kolhida kültürü Adige ve Abhaz
halkının Hitit, İskit, Eski Yunan, Mezopotamya, Anadolu, Roma,
Bizans ve Pers kültürleriyle ilişki içinde olduğunu göstermiştir.
Bu ilişki sadece ticari anlamda ve maddi kültüre yönelik olmamış,
sözlü kültürde de alışverişler olmuştur.
Araştırmacılar, Hititlerin Anadolu’ya MÖ 3 binlerde Karadeniz’in
kuzeyinden geldikleri konusunda hemfikirler. Alacahöyük mezar
kültürü ile Koban-Maykop, Kolhida ölü gömme kültürü ve mezarlardan
çıkarılan eşyaların benzerliği, bu halklar arasında ticari
ilişkiler olduğunun bir kanıtıdır. Kafkasya’dan Anadolu’ya,
Alacahöyük’ten Ege ve Yunanistan’a kadar uzanan bu coğrafyada
ticari ilişkilere paralel olarak kültürel ilişkiler de gelişmiştir.
Bu yüzden benzer inançlar, benzer tanrı ve tanrıçalar ve ritüeller
doğmuştur. Hitit ritüelleri bu gün sadece yazılı kaynaklardan
okunabiliyor, Kafkas ritüelleri ise bu gün de bütün canlılığı
ile halkın sözlü kültüründe yaşıyor.
Bu ritüellerden bir tanesi, sizlere sunacağımız “Awraşa” adlı
bir şarkıya ilişkindir. Bu şarkı ile yapılan dans, ilk çağlarda
güneş tanrısına yapılan bir ritüelden doğmuştur ve başlangıçta
mezar kültü ile ilgili olarak uygulanmıştır. Bu gün, Abhazya’da
dağların tepesinde bulunan daire biçiminde dizilmiş taşlara
rastlanır, iç içe dizilen bu dairesel taşlara Abhazlar “Atsan
Guara” derler. Astanlar Nartlar’dan önce, bir süre de Nartlarla
birlikte yaşadığı sanılan cüce insanlardır. Bu taş duvarlara
arkeoloji dilinde kromlek denir. Bu kromleklerin en ortasındaki
daireye ölü gömülür, onun etrafındaki diğer dairelere de insanlar
dizilir, önce “Rinna” denen bir wuc dansı için kolkola girilir
ve sonra omuz omuza verilerek ve dönerek bir çeşit halay çekilir,
dansa katılan herkes, bir solistin söylediği sözlere “Awraşa
! Warayda !” gibi nakaratlarla eşlik eder. Bu ritüel sonraları
Abhazların “Şefü Aynarjiy” dedikleri fırtına tanrısına yakarı
şekline dönüşmüş, son zamanlara kadar Abhazya’da şimşek çarparak
ölen biri Awraşa ritüeli yapılmadan gömülmemiştir. Adigeler
de yıldırım düşen yerde 7 gün boyunca yıldırım tanrısı adına
“Şıble Wuc” denen dansı yaparlarmış. Türkiye’ye geldikten sonra
da yakın zamanlara kadar çok iyi bilinen bu dans ve şarkı,
düğün sonunda, bir bitişi simgelemiş, bu dans yapılmadan ve
“Amhara” denen geçici gelin evi yıkılmadan konuklar dağılmaz
olmuştur.
Bu dansın bir benzeri Hititlerde, Koyucu Tanrıça “Arinna” nın
dansı, diye bilinir ve Güneş tanrıçasının tapınağında yapılırmış,
bu ayinde tapınak altın ve gümüşlerle doldurulur, ayin, Hatti
Güneşi gibi daire biçiminde yapılan bir dansla sona erermiş.
Yukarıda sözünü ettiğimiz Rinna dansı, dansın biçimi ve anlamı
ile Adigelerin kızlarına “Arina” diye isim takmaları bir tesadüf
değildir.
“Dad Yuwana” adlı şarkı, “Ondörtler” anlamına gelen ve Abhazca
“Ajüeypşaa” denen avcılık tanrılarından birinin adıdır. Adige
ve Abhazlarda avcılıkla ve ormanla ilgili ritüeller çok ayrıntılı
olup müzik yönünden de zengindir. Orman çok kutsaldır, orman
tanrılarına kurban kesmeden, kurbanın yüreği ve ciğeri kızartılıp
bir şişe takılmadan, avcılık tanrısına dua edilip pişen et
yenmeden av başlamaz, av vurulduğu anda şarkılar söylenir.
Ormanda her şey büyük bir sessizlik, nezaket ve hiyerarşi içinde
yürür, avın reisi ayinin de rahibidir, ormanda sadece avcıların
anladığı özel, şifreli bir dil konuşulur, çok adil dağıtılan
etten bir parça da orman hakkı olarak bırakılır.
Kültürel açıdan Hititlere çok şey verdiği söylenen Huriler’in
Kafkas kökenli olduğundan kuşku duymayan araştırmacılar, özellikle
din konusunda çok etkili olduklarını belirtmektedirler. Müzik
eşliğinde ilahi okumak gibi bir uygulama içinde geçen Kafkas
ritüelleri ve şarkı sözleri tıpkı Hititlere benzemektedir.
Onlar da kurban sonucu tanrıların insanları sevecekleri, avın
kazasız belasız geçeceği, bereketin bol olacağı, hangi hayvanları
istedikleri anlatılmaktadır. Yazılıkaya Açıkhava tapınağındaki
tamamı Hurri kökenli olduğu söylenen 12 tanrı kabartması şaşırtıcı
biçimde Kafkas insanına benzemekte ve 14’ler anlamına gelen
avcılık tanrıları “Ajüeypşaa” ları anımsatmaktadır.
Mahinur Tuna, 2007
|
|